Deniz Ressamları, Oktay Rıfat
Deniz Ressamları
Deniz ressamları vardı eskiden, deniz
canavarları çizerler, denizkızları kalyonlar,
İstanbul’da doğarlardı çoğunlukla,
bellerinde nagant, sütbeyaz giysi,
iri yaka, bir gül takarlar göğüslerine.
Kuyruğundan tutunca kertenkele imgeyi
denizin deliğinden çekerler, zavallı kertenkeleler.
Elmaları daldaki elmadan daha gerçek,
yapıt bırakmadan ölürlerdi denizin
bu soylu ve bilge dretnotları.
Oysa küçük kayıklardı onlar
Kendi elleriyle yaptıkları, bir keser bir kerpeten,
anilin boya üstübeç beziryağı
kirli şişede ardıç kokan neft.
1879’da Hamburg’ta
nazırların dikkatini çektiklerinde
sakallarını çeker gibi
bir futa kadar ince ve çocuktular.
Bütün sular denizler onların,
kırmızıya boyarlar, sarıya, yeşile,
Üsküdar’da mavi rakı içerlerdi.
Şimdi nerdeler, diye sormayın!
Denizdeler, büyük sefere çıktılar,
yaşam öykülerini yazıyorlar suluboya,
taş kalem, ceviz sehpa, samur fırça
ve kağıda deyince cızırdayan kömür kalem.
Akşam ezanını bekliyorlar
Birinci Dünya Savaşına dönmek için.
Bence ölmediler büyüdüler uzaklaştıkça
bir okulun çıplak duvarında.
Oysa sınıfları süvari, bindikleri at
deniz, büyük deniz, engin deniz.
Oktay Rifat
DenizeDoğru Konuşma, Adam Yayıncılık, 1982




