Yeni Eklenenler
page
from: Hakan Tiryaki
on: Mon, 26.07.2010

Free Dolphins

Yorumlar: 0
genel
from: Hakan Tiryaki
on: Thu, 15.07.2010

MAELSTRÖM’E DÜŞÜŞ

Yorumlar: 0
genel
from: Hakan Tiryaki
on: Sat, 01.05.2010

Deniz Haritalarında Kullanılan Kısaltmalar

Yorumlar: 0
genel
from: Hakan Tiryaki
on: Sat, 01.05.2010

Seyir Türleri

Yorumlar: 0

İflah Olmaz Deniz İhtiyarı: Eric de Bisschop

Hakan Tiryaki kullanıcısının resmi

Sal artık neredeyse bir metre suya gömülmüştür. Kulübenin tavanında beş adam; de Bisschop ve dört yoldaşı sadece yıldızların aydınlattığı bir Pasifik gecesinde, açlıktan ölmek üzere, bilinmeze doğru sürüklenmektedirler. Birbirine kenetlenmiş bu beş adamın artık tek dileği içecek su ve yiyecek bir şeyler bulabilmektir. Tuamotu adaları, Starbuck ve Panrhyn uzaklarda kalmış; Tahiti Nui II pruvasını Rakahanga resifine çevirmiştir. Ve biraz ileride resifin keskin dişlerinden saçılan köpükler görünmektedir artık.

Tarihi Kimler Yazıyor II

Hakan Tiryaki kullanıcısının resmi

Fenikeliler Amerika’da(!)

“Biz Kenan ülkesindeki Sayda’nın oğulları… 10 gemiyle Ezion-geber’den Kızıldeniz’e doğru seyrediyorduk. Baal bizi ayırdığından bu yana, iki yıldır Afrika kıyıları boyunca denizde diğer arkadaşlarımızla bir daha karşılaşamadan dolandık. Sonunda 12 adam ve 3 kadın buraya geldik… dileriz yüce tanrılar ve tanrıçalar bize yardım eder.”

William Willis, "Tautai O Le Vasa Laolao"

Hakan Tiryaki kullanıcısının resmi

"Bulutlar ve rüzgarlar ve okyanuslardır
seçtiğim yazgı.
Her kimi alırsa deniz,
bir daha asla özgür olamaz."

Hamburg kıyılarında bir çocuk, henüz dört yaşında, dikmiş gözlerini denize, düşünmekte; “Orada, Amerika hemen oracıkta.”

Derken atıverir kendini kanalboyunda bağlı bir sandala. Çözer halatı, geçer küreklere; ver elini Amerlka! Çok geçmeden bir yandan akıntı, bir yandan diğer gemilerin dalgası,kalın kürekleri kavramaya çalışan minik elleri; her şey öyle büyüktür ki Onun için… Feribotlardan birinin dalgasıyla alabora oluverir umut sandalı. Bağırışlar, haykırışlar…

“Nereye gidiyorsun küçük dostum?” diye sorar bir güleç yüzlü polis memuru, sevecen bir sesle.

Boyunu kat be kat aşmaktadır çocuğun yanıtı; ”Amerika’ya!”

Sonrası polis karakolu, çılgına dönmüş bir anne, öğütler…

22 Ağustos 1995. Çocuk artık 61 yaşındadır. Balsa salının ortasında yer alan bambu kulübenin duvarına asılı takvime göre tam iki aydır Pasifik’in koynundadır. Galapagos adaları ile Markiz adaların tam ortasında, en yakın kara parçasına binlerce mil uzaktadır. İki yoldaşı Eeki ve Meeki ile birlikte sihirli halısı, “The Seven Little Sisters”’ın kucağında ve SUSUZ!
Yanlış okumadınız, susuz. Salın ana kütükleri ve bambu döşemesi arasında yerleştirilmiş 24 teneke (120 galon) su artık yoktur. Geride sadece 3 teneke (15 galon) su kalmıştır. Çünkü deniz suyu tenekeleri çürütmüş ve içlerindeki suyun ya tamamen boşalmasına ya da kısmen tuzlu suyla dolmasına neden olmuştur. Önünde dönüşü olmayan yaklaşık iki aylık bir yolculuk, salda 3 teneke su vardır sadece.

Unutulan Köprüler

Hakan Tiryaki kullanıcısının resmi

Aslında beyaz adamın tarih boyunca kendi kibiri ile kamaşan gözleri çoğu zaman olduğu gibi yine algısını bozmaktadır sadece. Ne delidir Kon Tiki ve halkı, ne de sanıldığı kadar gözüpek. Hala doğadan kopmamışlardır ve denizcidirler. Deniz yepyeni ufuklara dek uzanan bir köprüdür onlar için. Yeni dünyalara, yeni yaşamlara açılan kapı.

Güney Amerika boyunca neredeyse dilediğiniz yerden girebilirsiniz bu köprüye. Ortalama 50 mil açıkta yakalayacağınız Humbolt akıntısı ve hakim Alize rüzgarları el ele verip sizi Pasifik adalarına doğru taşıyacaktır.

Yüzlerce yıl sonra Thor Heyerdahl ve arkadaşları sadece İnka yerlilerine öykünen salları Kon Tiki ile değil, izledikleri yol ile de belki de binlerce yıldır bilinen bir ufka yelken açıyorlardı. O denli emindi ki Heyerdahl bu kadim rotadan, çevresindeki tüm kurt denizcilerin uyarılarına karşın kendisi gibi denizcilikle neredeyse alakası olmayan 5 arkadaşı ile Callao’dan (Peru) yola çıktı pae-pae’si Kon Tiki ile.

Salların Altınçağı

Hakan Tiryaki kullanıcısının resmi

Sarayburnu'nu döndün mü bir kere…

15-16 yaşındaydık. İki kıytırık deniz yatağını iple bağlar birbirine, alır başımızı giderdik Seyfi ile ufka doğru. Yeniçiftlik sahilinin iki kanıksanmış delisiydik adeta. Tekneleriyle balığa çıkanlar artık alışmışlardı beline kadar suya gömülmüş ama bir yandan da yavaş yavaş ilerleyen adeta tek bir gövdeden ibaret görüntümüze. Haliyle ilk kez görenler tuhaf tepkiler verebiliyorlardı ama daha çok gülüp eğleniyor, termoslarından kahve ikram ediyorlardı. Nevaleyi doğrultunca toplar oltalarımızı, ellerimizdeki paletlerle kürek çeke çeke ilerlerdik bu kez kıyıya doğru. Şimdi ardımız sıra bakanların yüzlerindeki ifadeleri daha net görebiliyorum.

Akıntı Ağı Avcılığı | Driftnet

Barış Ersemiz kullanıcısının resmi

Akıntı ağı (driftnet) ile avcılık Akdeniz’e 1980 yılının başlarında girdi. Ağın suda bir duvar gibi millerce uzanması ile “ölüm duvarı” adını alarak özellikle göç eden balıkların avcılığında kullanılabilecek en kazançlı yöntemdi. Kılıç balığı, somon, tuna, sardalya gibi ekonomik değeri olan balık türlerinin avlanmasında kullanılır.

Nisan ve haziran aylarında Atlantik’ten giren kılıç balığı (Xiphias gladius) Akdeniz’de dolaştıktan sonra Ağustos ve Kasım aylarında tekrar batıya yönelerek, Atlantik’e göç etmesi balıkçılar av sezonu demekti, İspanyollar ve Fas’lı balıkçılar Alboran Denizi’nde ve Cebelitarık’ta ardından Fransızlar ve İtalyanlar kılıç ve tuna balığı avcılığı için 90’lı yıllara kadar herhangi bir düzenleme olmaksızın akıntı ağı-driftnet kullandılar. Fakat bu avlanma yöntemi hedef türlerin yanında bulunduğu yerdeki tüm pelajik* canlıları avlıyor; her yıl milyonlarca deniz canlısının yaşamına mal oluyor, denizel çeşitliliği ve ekosistemi tehdit ediyor, yerli populasyonlara ve göç eden türlere zarar veriyordu. Tesadüfi yakalanma memeli türlerinin yanı sıra deniz kaplumbağları ve deniz kuşlarınıda tehdit etmektedir.

Önce temizlik, sonra yolculuk

Haliç hattında yolcu taşımacılığının yanı sıra turistik amaçlı olarak da kullanılacak olan “Sütlüce Gemisi”, ilk seferi öncesinde Sütlüce’de yaşayan vatandaşlar tarafından temizlendi.

Geminin yapımı aşamasında İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) AŞ Çağrı Merkezi’ni arayan Sütlüce halkı, “Sütlüce Gemisi”nin camlarını, yerlerini ve güvertesini temizleyerek semtlerinin adını taşıyan gemiye katkıda bulunmak istediklerini söyledi.

Bu talep kabul edilince de vatandaşlar, gemideki temizliğin ardından Sütlüce-Kasımpaşa-Haliç-Üsküdarhattında yolculuk yaptı. Vatandaşların, gemiye “Sütlüce” adının verilmesi anısına hazırlattıkları plaket, geminin giriş bölümüne asıldı.

Engelli yelkenci, yardım almadan okyanusu aştı

1984 yılında geçirdiği bir kaza sonucu göğsünden aşağısı felç olan, el ve kollarını ise kısmenkullanabilen yelkenci Geoff Holt, yardım almaksızın yelkenli teknesiyle Atlas Okyanusu'nu geçmeyi başardı.

Böyle bir yolculuğu gerçekleştiren dünyadaki ilk engelli olan 42 yaşındaki Holt’un son durağı kaza geçirdiği Virgin Takımadaları oldu.

İngiliz basını ondan “Quadriplegic sailor” diye söz ediyor. “Kol ve bacakları çalışmayan”engelliler için kullanılan bu deyim aslında Geoff Holt’un hayalini gerçekleştirmesine engel olmadı.

Pera Bohemi; Mıgırdiç Givanian

Hakan Tiryaki kullanıcısının resmi

Eserlerinin ana temalarını romantik günbatımları ve aylı gecelerin oluşturduğu Givanian yarattığı mistik atmosfer ve kullandığı ışık efektleriyle Türk resminin Osmanlı dönemindeki en önemli isimlerinden bir olmuştur.

1848’de Abdülmecit’in saray müzisyenlerinden Ohannes Givan’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Büyük kardeş Harutyun Givanian yine dönemin tanınmış ressam ve resim öğretmenlerinden biriydi. Doğumundan itibaren sanatla iç içe yaşayan Mıgırdıç’ın en büyük tutkusu opera, özellikle de İtalyan operalarıydı. 1860 yılında Beşiktaş Ermeni Okulunda Aprahan Sakayan’dan ilk resim derslerini almaya başladı. 1874 yılında Fransız ressam Pierre Désiré Guillémet’in Beyoğlu Hamalbaşında açmış olduğu Tasarım ve Resim Akademisi’ne devam etti.

Denizlerimizde bir şeyler oluyor

28 Ağustos Cumartesi günü sessiz sedasız bir organizasyona ev sahipliği yaptı Şehr-i İstanbul; İstanbul Europa Race. Yani İstanbuldan başlayarak sırasıyla Nice ve Barcelona’da soluklanacak yelkenlilerin Kuzey Fransa’daki Brest Limanında sona erecek olan -4.000 deniz mili-  Avrupa’nın en önemli ve en medyatik yelken yarışının startı verildi. Her ne kadar tabancanın tetiğini Başbakan çektiyse de, televizyon kanallarında yer bulduysa da İstanbulluların ilgisini çekemediği için sessiz sedasız bir start yaşandı Ahırkapıda.